DUVAR – *Bu yazı ilk olarak 18 Ekim 2020 tarihinde GazeteDuvar’da yayına alınmıştır.
Ayşegül Tabak
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, 200 yıllık geleneğini yeniden diriltiyor. 25 yıldır tamamlanamadığı için yılan hikâyesine dönen ve umutları söndüren CSO binasının inşaatı ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın binanın bitirilmesi için özel talimat vermesi ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kararlılıkla süreci yönetmesi sayesinde nihayete ermek üzere. Ankara’nın ortasında, 400 işçinin emeğiyle yükselen bu görkemli bina konser salonları, açık-kapalı alanları ve yeni işletme anlayışı ile yalnız CSO’ya değil, başkentin ve Türkiye’nin kültür-sanat hayatına geniş bir kucak açacak ve yeni logosuyla büyük açılışta sanatseverlere ‘merhaba’ diyecek.
Eğitimi, başarıları ve genç yaşıyla kendinden bir hayli söz ettiren CSO’nun genç şefi Cemi’i Can Deliorman uyumlu tavırları, insan ilişkilerini yönetme kabiliyeti ve samimi üslubuyla dehanın ve insani vasıfların ahengini yansıtıyor ve haliyle gelecek sanatçı nesline kıymetli bir örnek teşkil ediyor. İşine tutkuyla sarılan Cemi’i Can Deliorman ile son 5 yılda dünyada yeniden kurulan/yapılanan tek senfoni olacak Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı, amaçladıklarını ve tüm süreci konuştuk.

Çok iyi bir eğitim geçmişinizin ve parlak bir kariyerinizin olduğu hepimizin malumu. 196 yıllık bir orkestranın yeni konser salonu, yeni şefi ve yeni sanatçılarıyla atılım aşamasına nasıl gelindi ve siz bu sürece nasıl dâhil oldunuz?
2017 yılında CSO yönetim kurulunun isteği ile orkestranın yardımcı şefliği görevine başladım. CSO salt bir orkestradan öte çoksesli müzik adına sahip olduğumuz en değerli kültür mirası. Bu anlayışla ve motivasyonla gece gündüz demeden CSO için çalışmak bir iş olmaktan ziyade tutku haline dönüştü diyebilirim. Yeni konser salonunun bitmesi ve benim müzik direktörlüğünü devralmam kuşkusuz bu çalışmayı ve tutkuyu çok ileri bir seviyeye taşıdı, hedeflerimiz büyüdü, sorumluluğumuz arttı.
Osmanlı’nın sanata ve musikiye en değer verdiği zamanda doğmuş bu orkestra ve dünyanın en saygın en eski senfoni orkestralarının başında gelmiş. Şimdi genç sanatçıların dahil olmasıyla hem içerik hem orkestra yenileniyor. CSO’nun hem geçmişinden hem de geleceğinden bahsedelim biraz.
Benzersiz geçmişine baktığımızda CSO çok sesli müzik tarihimizin öncü ve merkez kurumu olarak yer alır. 1924 yılında Ankara’ya gelmesi ve “Musik-i Muallim” mektebinin kurulması ile ülkemizdeki müzik eğitiminin de yapıtaşı olmuş. Bu derin tarih nihayetinde çok köklü bir gelenek oluşturmuş, bununla birlikte 21. yy dünyasında vizyoner ve lider bir orkestra var etme sorumluluğunu bugün bizlerin omuzlarına yüklemiş. Bu güçlü geleneği önce bugüne ve sonrasında geleceğe taşımak için dünya ile entegre bir gelecek planı yapılması gerekiyor. Orkestra için hazırladığımız projeleri çok yakında bir basın toplantısı ile detaylı bir şekilde duyuracağız.




Bu kadar kısa bir zaman içinde CSO’nun bu derece ivmelenen yenilenme sürecinin sebebi nedir? Yeni sanatçıların alım süreci bunu nasıl etkileyecek?
Her şeyden önce bu hızlı dönüşümün en güçlü ayağı Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın CSO’ya verdiği önem ve inancıdır. Yeni CSO konser salonları 25 yılı aşkın bir süre boyunca tamamlanamamış, bir dönem herkesin ümidini kestiği unutulmuş alan haline dönüşmüştü. Bakanlığımız bir mucizeyi çok kısa bir sürede gerçekleştirerek dünya standartlarında bir kültür sanat kompleksini yeniden canlandırdı. Bu gerçekten üstün bir gayret ve adanmışlık gerektiren bir süreç. Aynı şekilde yeni sanatçıların kadrolara kazandırılması tüm müzik camiamızın yıllardır ümitsizce beklediği bir rüya haline gelmişti. 30 pırıl pırıl, üstün yetenekli değerlerimizin orkestraya kazandırılması yine bu sürecin en önemli ve değerli noktalarından biri.
‘SENFONİ ORKESTRALARI METROPOLLERİN TANITIM VİTRİNİNİN EN GÜÇLÜ OBJESİ’
Yeni CSO konser salonu neden bu kadar önemli ve dünya örnekleri ile kıyasladığımızda bir senfoni orkestrası ve konser salonu ne ifade ediyor?
Dünyanın kültür sanat metropolleri; orkestraları ve konser salonları ile tanınırlar. Berlin, Sidney, New York, Los Angeles, Hamburg gibi sayısız örneğinde gördüğümüz gibi; şehirler, orkestraları ve ikonik konser salonları ile bütünleşirler, gelişirler, nefes alırlar ve tanınırlar. Kültür sanat üretiminin en zirve noktalarını temsil eden senfoni orkestraları ise bu metropollerin kültür belleğinin en önemli parçası, aynı zamanda tanıtım vitrininin en güçlü objesi. Bu pencereden baktığımızda CSO Konser Salonu sadece Ankara’ya değil tüm Türkiye’ye rol model olacak bir yapı halinde uluslararası kültür sanat ağının güçlü bir parçası olacak.


Yorum bırakın